h-index Nedir?

Dergi bazında değerlendirme ölçütünden daha önce bahsetmiştim. Şimdi yazar odağında değerlendirme ölçeğini anlatacağım. Bu ölçeğimizin adı: h-index.

En genel anlamıyla, bilim insanın veya bilginin alandaki değerinin ölçülmesi için kullanılan bir sayısal değerdir. Performans göstergesidir. Birçok farklı isim ile anılmaktadır. H-sayısı, h-faktörü, h-değeri veya h-göstergesi olarakta adlandırılmaktadır. Yayın sayısı ve yayınlara yapılan atıf sayısı olarak iki temel değişken üzerine formüle edilmiştir.

Bilimsel performans değerlendirme ölçütlerinden h-index, yazar odağında değerlendirme yapar. Diğer bir ifade ile, bilim insanın veya bilginin alandaki değerini ölçümleme için kullanılan sayısal bir değerdir. Çok tartışmalı bir değerlendirme aracı olsa da yaygın olarak kabul görmektedir.

California Üniversitesi’nde fizik profesörü olan Jorge E. Hirsch tarafından ortaya konulmuştur.

Sadece bilim insanları bazında değil ülkeler bazında da hesaplanmaktadır.

En basit haliyle hesaplamasını anlatmak gerekirse; yazarın yazmış olduğu “x” adet makale varsa ve bu yazarın makaleleri “x” sayısından fazla atıf almışsa, bu yazarın h-indeksi “x” sayısı olmakta. Yani eğer 10 makaleniz varsa, bu makaleleriniz de 10’dan fazla atıf aldıysa, h-indeksiniz de 10’dur.

h-index Nasıl Hesaplanır? 

h-index hesaplanırken, öncelikle atıf dizinleri kapsamındaki dergilerdeki her bir yayına, atıf dizinleri kapsamında yapılan atıf sayıları bulunur. Yayınlar en çok atıf alandan en az atıf alana kadar sıralanır. Yayın sayısı ve atıf sayısı, yatay ve dikey eksenlere gelecek şekilde noktalar yerleştirildikten sonra bu noktalardan geçen bir eğri çizilir. Bunu grafiğe bir açıortay çizilmesi izler. Açıortay çizgisi ile eğrinin kesişim noktasının yatay ya da dikey eksendeki izdüşüm değeri h-index değeri olarak tespit edilir.  Bir örnek ile konuyu iyice netleştirelim; örneğn h-index’i 100 olan bir bilim adamından bahsediyorsak, demek oluyor ki; en çok atıf almış 100 yayını, en az 100 kez atıf almıştır.

 

Türkiye h-index değerlendirmesinde malesef çok iç açıcı bir durumda değil. İki kat fazla yayın yaptığımız Danimarka’nın h-index değeri Türkiye’nin iki katından fazla. Hatırlayalım bu faktör makalelerin aldığı atıf sayısıyla orantılı. Yanı h-indexi 150 den 200’e çıkarmak, 100’den 150’ye çıkarmaktan çok çok daha zor.

h-index’in Artıları

  • h-indeksi bir sayıdır, nicel bir değerdir. Dolayısıyla gelişimi ölçülebilir hale getirir. Burada önemli olan noktalardan biri, özellikle zaman içindeki kendi gelişiminizi incelemektir.
  • h-indeksinizi başkalarıyla da kıyaslamanız mümkün olmakla birlikte, kıyasladığınız kişilerle aynı meslekten ve hatta benzer disiplinden olmanız şarttır. Kıyaslama yapmanız gerekiyorsa elmaları elmalarla kıyaslama kriteri burada da geçerlidir. Örneğin bir tıp doktoruyla bir fizikçinin h-indekslerinin karşılaştırılması elmayla armutu toplamak gibidir, size hiçbir sonuç vermez (kendinizi lütfen Einstein’la karşılaştırmayın). Hatta ikisi de akademisyen olan bir acil tıp uzmanıyla bir mikrobiyoloji uzmanının karşılaştırılması da anlamsızdır.
  • İndeksin en önemli artılarından biri, üretkenliği gerçek zamanlı size söyleyebilmesidir, bunu özellikle son beş yıllık taramayla yapabilirsiniz.
    Eğer h-indeksinizi Google Akademik aracılığıyla tarıyorsanız, sizin yazdığınız ve size atıf veren dünyanın her tarafındaki ulusal ve uluslararası dergiler tarama kapsamı içine girecektir. Fakat internet üzerinde sadece ABD-Avrupa dergilerini tarayan bir arama motoru aracılığıyla hesap yapıyorsanız; bu durumda ulusal yayınlarınız ve buradan aldığınız atıflar hesaplamaya dahil edilmeyecektir.

h-index’in Eksiler

  • Sadece atıf ile bir yayının kalitesini değerlendirmek çok doğru bir bakış açısı değildir. Atıf almayan yayınlar değersiz anlamına gelmez.
  • Toplam atıf sayısı dikkate almadan salt h-index ile yapılan değerlendirmeler büyük yanılgılara sebep olur.
  • H-index bilim adamının bilim yaşamına bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. Bilim yaşamı uzun olan araştırmacılarda daha yüksek çıktığı tespit edilmiştir. O nedenle, benzer sürelerde görev yapmış araştırmacılar birbiri ile kıyaslanabilir. Genç araştırmacılar ile uzun süreli bilimsel faaliyette bulunan araştırmacıları h-index’ine göre kıyaslamak doğru sonuç vermemektedir.
  • Aynı şekilde, disiplinler arasındaki yönelim farklılığı da araştırmacıların farklı h-index değerine sahip olmasına yol açmaktadır. Bu nedenle değerlendirmeler, disiplin içerisinde yapılmalıdır. Farklı disiplinlerdeki araştırmacılar birbirleri ile kıyaslanmamalıdır.
  • Az sayıda yayına sahip ama atıf sayısı yüksek olan araştırmacıların h-index’leri düşük çıkmaktadır. Diğer bir ifade ile, bir bilim insanının yayınlarına ilişkin atıf sayısı kaç olursa olsun h-index’inin alabileceği en yüksek değerin yayın sayısından fazla olamayacağı vurgulanmaktadır.
  • “sadece” bir sayı olduğu için toplam başarının değerlendirilmesinde oldukça zayıftır.
  • H-indeksi, atıf alması muhtemel olmayan dergilerde yayınlanan araştırmalar için (ne kadar iyi olurlarsa olsunlar) oldukça zayıftır. Aynı şekilde, kapsamı sadece bilimsel dergiler olduğu için; kitaplara yazılan bölümler, bloglar ve diğer basılı materyallerdeki yazılar h-indeksi içinde değerlendirilmemektedir.
  • Çok yazarlı yayınlara göre h-index hesaplamalarında problem vardır. Birinci yazarla sonuncu yazar aldığı atıf sayısı eş değer sayılır. Böylece eşit emek sarf edilmeden gerçekleştirilen ortak yayınlarda haksızlığa yok açabilir.
  • Evrensel olma yolunda bazı problemler barındırmakta. Diğer bir ifade ile mutlak bir değer veremektedir. Her araştırmacı için her veritabanında aynı h-index puanı elde edilmeyebilir. Çünkü veritabanlarının farklı dergileri taraması ve farklı yılları kapsamı h-index puanını farklı hesaplanmasına neden olabilir.

Kişisel bakış açıma da yer vereyim;

Bir göstergedir elbette. ne resmin tümünü gösterir, ne de her zaman doğru resmi gösterir. ama eninde sonunda bir göstergeye ihtiyaç var ve şu an genel-geçer olan birkaç göstergeden biri budur. Tek başına bir değer ifade etmemeli, onu oluşturan alt kırımlarla da dikkate alınmalı kanaatindeyim.